Bugun...


Yavuz Şahin

facebook-paylas
BÖYLE BİR COĞRAFYADA MUTLU OLMAK
Tarih: 17-02-2020 19:26:00 Güncelleme: 17-02-2020 19:31:00


Zaman denen bilinmez süreç insan denen aciz ama acımasız yaratılmışı ne yazık ki olması gereken İyi ve güzel kalıba tam anlamıyla sokamıyor. İnsanın yapısı, doğası gereği istek ve egolarının sonu ve ayarı bir türlü dengesinde olamıyor. Günlerin ve yılların yıpranmışlığı savurdukça savuruyor aciz insanoğlunu. Yaratılış dan bu güne armağan olan dünyamızı bir avuç nüfus yönetmiş. Her daim aynı ego ve yapıyla da yönetmeye devam ediyor. Sevgi bir türlü egemen olamamış toplumlarımıza. Hep baskılar zulümler kötülükler savaşlar egemen olmuş. Kim barıştan bağımsızlıktan sevgiden söz etse zindanları boylamış bedelini canıyla kanıyla ödemiş. Bu tarih öncesi diye adlandırdığımız M.Ö.de böyleymiş, tarih sonrası M.S da aynı olmuş günümüzde de aynı kalıbıyla daha da kötüye giderek devam ediyor… İnsancıklar zulüm baskı ve yoksulluk altında ezilirlerken bir kısım zümre, bir eli yağda bir eli balda gününü gün edip onları zengin eden işçi sınıfına tüm vurdumduymazlıklarıyla ve zalimlikleriyle ağlarını örmeyi sürdürüyorlar.

Bunun yanı sıra az da olsa bu konuda kendini geliştirmiş, bizim ileri demokratik ülkeler dediğimiz ülkeler yok mu? Elbette var. Ve bizler onlara yutkunarak, gıptayla ve özenerek bakıyoruz. Ama asla onlar gibi olabileceğimizi aklımızdan bile geçiremiyoruz. Neden mi? Çünkü biz ve bizim gibi ülkelerin eğitim ve öğretim sistemlerimiz ne yazık ki onarılması zor hata ve arızalarla dolu.

Eğitim evde kundakta başlar ve mezara değin de devam eder. Eğitimi besleyen en önemli öge ise Sevgidir. Öncelikle Allah ya da yaratıcı sıfatını değişik isimlerle dile getiren diğer toplumlardaki adı her ne ise. Bizdeki adıyla Allah sevgisi. Sonra Anne, Baba sevgisi. Kardeş, anneanne Babaanne ve Dede ile diğer büyüklere sevgi. Sonra Vatan, Bayrak ve Öğretmen sevgisi. Ardından yaşamımızın sonuna kadar hep bizimle olacak Arkadaş sevgisi. Sevginin üzerinde neden bu kadar ısrarla duruyorum.? Çünkü bireysel sevgi, barış ve hoşgörüyü, bu da toplumsal sevgiyi oluşturur. Bunun gerçekte adına biz Barış içinde yaşamak diyoruz.

Yukarıda saydığım meziyete sahip hiçbir insan evladı asla kötülüğü düşünemez. Yalan söylemez hırsızlık yapmaz kimseyi dolandırmaz kimse hakkında dedikodu etmez iftira atmaz kavga çıkarmaz kul hakkına tecavüz etmez adil ve şerefli haysiyetli onurlu olur. Garibanı korur kollar yardımsever olur. Çevresine sevgi saygı çalışkanlık hoşgörü adalet ve barış aşılar…Tabii böyle yetişmiş bir insanın ve insanlar topluluğunun ülkesini yöneten bir yönetici olduğunu gözünüzün önüne getirseniz ya bir.

Bu yönetici ve ekibi yukarıda konu ettiğimiz eğitimle yetişmiş, aynı zihniyet öğretimle okullarını bitirmiş olsunlar. Milli gelirini halkına çalışanına işçisine memuruna çiftçisine emeklisine adil bir şekilde dağıtıyor. Emeklisi ikinci bir işte çalışmak zorunda kalmıyor. Böylece gençlere istihdam alanları yaratılıyor. Fabrikalar hiç kimseye satılmayıp modernize edilip kapasite artırımına gidilir. Teşebbüs sahiplerine devletin sağlayacağı kredi ve teşviklerle yeni fabrika ve üretim hanelerin açılması sağlanyor. Çiftçi ve köylüye de faizsiz kredi teşvik ve hibelerle tarımsal ve hayvancılıkta üretim coşturulur. Kamu kurum ve kuruluşlarına liyakatlarına göre istihdam sağlanır. Tüm dini cemaat, dernek, dergah, şirket fırsat ve rantçıların akarları kesilir. Hal üretici ve komisyon hadleri devlet tarafından belirlenir, üretim kooperatifleri kurulmaya özendirilir, gerekirse devlet tarafından kurulur. Sağlık her alanında ücretsiz olur. Vergi oranları makul seviyelere indirilir ve vergi kaçaklarının önüne geçilmesi sağlanır. Merkez Bankası ve Üniversiteler in Özerk yönetime ulaşması sağlanır. Ordu tümüyle maaşlı, profesyonel yapıya kavuşturulur. Er ve Erbaşlar 4 aylık temel eğitimin ardından askerlik hizmetleri bitene kadar devletin üretim noktalarında değerlendirilir. Tüm ülke genelinde toplu taşım ve raylı sistem geliştirilip yaygınlaştırılır ve tüm oto yol ve transit yollar ile köprüler ücretsiz hale getirilir.

Hukuk ve adalet konularında da halkın vicdanına hitap eden bir hukuk anlayışı bağımsız ve saygın bir yargı ile sağlanır.

Toplumun her kesimi adil olarak devlet tarafından kucaklanır sarıp sarmalanır.

Bu ana konu daha da geliştirilerek sürdürülebilir. Ama bu konunun başarılı kılınabilmesi bir tek sonuç a bağlıdır. O da: Mustafa Kemal in misak-ı milli ve kuvvaa-i milliye ruhundan, ülkü ve ideallerinden ödün vermeden ayrıştırmadan ötekileştirmeden kutsallara dokunmadan yine sevgi ile yüce ülkem Türkiye Cumhuriyetini coşturmak muhasır medeniyette hakkı olan yerini almakla olmalıdır. Aksi taktirde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: “Toplumlar hak ettikleri şekilde yönetilirler ‘’          



Bu yazı 679 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI