Bugun...


Özlem Neşe Beydili

facebook-paylas
HAYATIMIZ KOMPLO BİZİM
Tarih: 29-04-2020 12:05:00 Güncelleme: 29-04-2020 12:21:00


 

Yıllardır yaşadığım hayatımın bir ismi olduğunu bilmiyordum. Şu salgın olana kadar da öğrenmeyecektim.

“Karantina!”

Evet, yanlış okumadınız, yıllarca yaşadığım hayatın adı Karantina imiş.

Milyonlarca insanın evlerine kapanıp ahlaya oflaya zamanını nasıl geçireceği konusunda çaresizce odaları arşınladığı bu zamanda, ben gayet rahat, alıştığım bu ortam ve olgudan memnun, yaşamımı sürdürüyorum.

Emekli olmanın huzuruyla sadece maaşımı almak, alışveriş yapmak için terk ettiğim evimde zevkle oturabiliyor ve tonla zaman geçirmeye yarar şeyler bulup oyalanabiliyorum.

Hayır Efendim… Agorafobik değilim.  Korkmadan insanlarla buluşabiliyor, bir kafede oturup keyifle kahvemi yudumlayıp, sohbet etmeyi de seviyorum.

Benimkisi bir seçim sadece...  Ve birçok kere yararını da gördüm diyebilirim.

Neyse konumuz bu değil…

Evde çok vakit geçirmenin bir yan etkisi de, interneti fazlaca kullanmaktır. Televizyonumu 2-3 sene önce bir arkadaşıma hediye ettiğimden beri (ki inanın yaptığım en doğru iş buydu) izlemek istediğim filmleri internette arayıp buluyorum.

Tabi sadece filmler değil. Haberleri de internet vasıtasıyla alıyorum.  En çok Youtube ilgimi çektiğinden, haberlerin yanı sıra, üç dilde komplo teorileriyle ilgili paylaşımlar da belleğime yerleşmiş oluyor.

“Bu Pandemi aslında hayali bir olgudur. 

Bu günleri yıllar önce Davos Ekonomi Zirvesi'nde planladılar ve neler yaşanabileceğini simule ettiler. Bill Gates, 2015 yılında ne demişti? Bir pandemi ile karşı karşıya kalacağımızı ve insanlığın yakın gelecekteki düşmanının nükleer savaş değil bir virüs olacağını söylememiş miydi?

Şu anda insanları evlere tıkayıp, büyük bir korku yaratarak, aşı için yalvar yakar hale getirip, aşı ile kısırlaştırmak istiyorlar.

Gorgia’daki anıt taşları unutmayın.  İlk emir ne diyor?

*İnsan nüfusunu daima doğa ile uyumlu olarak 500.000.000'un altında tut.

UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü’ nün (WHO)yıllarca tetanos aşı kampanyası kılıfıyla milyonlarca kadın ve kızı kısırlaştırmak için Kenya, Güney Afrika, Meksika, Nikaragua ve Filipinlerde koşturup durmamışlar mıydı?

Domuz gribiyle yeterince korku salamamışlardı.  Öyle ya, domuz gripse bize ne?

Kuş gribi de keza. Korku salmanın tek yolu, bütün ülkelerin de dâhil olabileceği bir pandemiydi, işte buyrun alın size Corona virüsü.  Danimarka’da yasayla aşının mecburi olması kararlaştırıldı. Almanya da hızla o yönde karar almaya doğru koşuyor. Yakında bütün ülkelerde de mecburi olursa hiç şaşırmayın!” 

Bu komplo teorilerin sadece biri… Bunlardan elini sallasan ellisine çarpıyorsun.

 “5G bu virüse neden oldu!” diyenler mi dersiniz, 5G istasyonlarına saldıranlar mı?

5G dedim de aklıma geldi.

Bu 5G ne menem şeyse artık, (bilen biri şunu bir adam akıllı anlatsa da, biz de öğrensek)  dünyadaki bütün insanları hatta ülkeleri bile kontrol edebilecek, gerektiğinde yüksek frekanslı sinyallerle koca bir ülkeyi yok edebilecek kapasitede bir şeymiş.

Hadi gel burdan yak!

Karantinaya girme nedenimiz aslında virüs değil, insanları dijital ortama alıştırma olayıymış.  Dijital paraya geçiş (E tabi, yıllarca karşılıksız para bastıran FED’in acil planına da uymuyor değil) sanal okullar, mağazalar ve alışverişler. E hazır alışmışken, aşılarla çiplenmememiz için de bir neden yok. Öyle ya,doktora gitmek niye? İçinde boyuna gezen çip, ne rahatsızlığın varsa, sanal ortamda doktoruna bildirecek, o da sana hangi ilacı alacağını söyleyecek. Eczaneye gitmeye de gerek yok. Kapına gönderirler bir dron, elinin içine yerleştirdikleri kartla ödemeni yaparsın.

Kart deyip geçme, hem kimlik olarak kullanabileceksin, hem arabanın ve evinin anahtar görevini de görecek.

Suç mu işledin? Ya da artık işe yaramıyor musun? Birileri bir yerde bir düğmeye basacak: Pufff gitmişsin…

Çok mu uçtum?

Yok vallahi ben demiyorum bütün bunları…  Açın bakın Youtube bunlarla dolu…

Bill Gates yıllar önce böyle bir virüsle karşı karşıya gelebileceğimizi söylerken, bugünlerde de virüsün tamamen geçmesi, normal hayata dönmemizin 2021 yılı sonbaharını bulabileceğini söylüyor.

Ki bunlarla bitse yine iyi!

Daha anlatmadığım Helen yayı var. Rodos ve Girit’in hemen altındaki volkanik fay hattı. Ha patladı patlayacak. Tsunami olacak, İzmir’e kadar her yer sular altında kalacak!

Sonra ha düştü düşecek denilen göktaşı var…

O değil de, gökten gelen ve neredeyse her yerde duyulan o mekanik sesler yine revaçta. Uzayda neler oluyor? Kimse bilmiyor.

Neyse, Enseyi karartmaya değmez. Korona Virüsü bir gün bitecek. Sonrasında nelerin değiştiğini hep birlikte göreceğiz.

Niye mi yazdım bütün bunları? O kadar çok duydum, okudum ve izledim ki bu tür şeyleri, yalan olduklarını duymaya çok ihtiyacım var.

 

 

 



Bu yazı 396 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI