Bugun...


Neslihan Şahin Gürsor

facebook-paylas
ALDATIYORUZ (1)
Tarih: 04-12-2019 14:51:00 Güncelleme: 04-12-2019 14:51:00


Evet, hepimiz aldatıyoruz. Sevgilimizi, ailemizi, öğretmenimizi, çalışanlarımızı, patronumuzu, çocuğumuzu, arkadaşımızı ve çevremizdeki herkesi… Çünkü önce kendimizi aldatıyoruz. Kendi içimizdeki diğer benliğimiz, bizi kandırmaya meyilli. Öyle öğrendi, öyle şartlandı ve öyle gelişti çünkü… Yasağı öğrettiler, ayıbı öğrettiler, utanmayı, kaygılanmayı öğrettiler. Ama en kötüsü korkuyu öğrettiler.

 

Benliğimizin bir parçası olabildiğince çocuk masumiyetini ve iyi niyetini sürdürürken, diğer parçası sürekli bizi uyarıp negatif duygu yüklemesi yapıyor. İnsan kendine bile dürüst değilken karşısındakilere nasıl dürüst olabilir? Gerçekleri, hiçbir korku ve endişe duymadan, nasıl gün yüzüne çıkarabilir ki?

 

Daha çocukken başlıyor benlik törpülenmesi. Beynimize, içine kendimizi hapsedeceğimiz, bir hapishane yerleştiriliyor. Bu hapishanenin her parmaklığını farklı bir sosyal çevre koyuyor oraya, çok büyük bir marifet yapar gibi…

 

Önce, evde ana-baba, yasaklarla ve şiddetle parmaklıkların dört köşesini, yani alan büyüklüğünü belirliyorlar. Her şeye kızan ve fazla şiddet uygulayan ailelerin hapishaneleri çok daha ufak ve havasız oluyor. Biraz daha olan rahat ailelerin hapishaneleri ise daha geniş ve havadar…

 

Sonra okulda devam ediyor parmaklıklar tamamlanmaya. Öğretmenler koyuyor birer parmaklık. Akrabalarımız eksik kalmıyor bu imeceden. Koyuyor her biri birer tane.

 

“Öyle söyleme, AYIP!”, “Böyle yapma, GÜNAH”, “Bunu yapmak YASAK!” Bu metal soğukluğundaki cümlelerin her biri parmaklıklarımız oluşturuyor.

 

Erişkinliğe yetiştiğimizde ise işler iyice sapa sarıyor. Daha büyük sorumluluklarda daha büyük yasaklar. Aman Tanrı’m! HER ŞEY GÜNAH, AYIP, YASAK!

 

Sokakta öpüşmek, fikrini açıkça söylemek, istediğini istediğin gibi sevmek, kendi evini tutmak, işe gitmemek, küfür etmek, hakkını almaya çalışmak, yanlışa karşı çıkmak, dondurma yalamak, hamile dolaşmak, mini etek giymek vs. vs. Kısacası neredeyse nefes alıp vermek dışında her şey yasak, ayıp ve günah!

 

Şimdi böyle bir toplumda büyüyen bireyler olarak, kendimiz de dahil, kime dürüstçe her şeyi anlatabiliriz ki? Aklımıza gelen edepsiz ve yasak düşünceleri kovduğumuz (ya da en azından kovmaya çalıştığımız) anları hatırlayalım. Evet, ne kadar sık olduğuna şaşırmıyoruz artık.

 

Önce kendimize dürüst olmakla başlayacağız tekrar yaşamaya.

 

Şimdi en mahreminizde kalmış, en içerinize itip, kilitlediğiniz düşünceleri tekrar hatırlayın ve korkmayın, düşünün.

 

Kendimizi aldatmayalım!



Bu yazı 450 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI