Bugun...


Cemil Biçer

facebook-paylas
SEVGİLİLERE GÜZEL GÜNLER
Tarih: 14-02-2020 12:34:00 Güncelleme: 14-02-2020 12:34:00


 

DELL; ağrı,ölçü birimidir.Bilim adamlarının ölçümleri sonucu insan anatomisinin ağrı eşiği 45 del acıya kadar dayanabildiği saptanmıştır, bundan fazlası doku harabiyeti dolayısıyla ölüme yol açıyormuş.

Ancak kadınlar doğum esnasında 57 del 'lik acı ile doğum yapıyorlar ve bu acıya direnebiliyorlar,serçe parmağımıza batan bir toplu iğnenin acı ölçümünün 0,0001 del olduğunu göz önünde bulundurursak,"soframızdaki yeri ,öküzümüzden sonra gelen",Çilekeş kadınlarımızın değerini bu empati ile anlayabiliriz sanırım.

Meydanlarda en az "beş çocuk" diyerek millete ayar veren zat-ı şahanelerinin serçe parmağına toplu iğne batmamış anlaşılan.

Kadınlara hak ettikleri saygınlığı gösterebilmeleri için ,kadını aşağılayan ve fiziksel güçleri ile onlara işkence çektirenleri başta zat-i muhteremleri olmak üzere ağrı simülatörüne bağlayıp 44 del,e kadar bir ağrı şoku verilmeli.zira öğrenmenin en kestirme ve kat'i yolu pratik yapmaktır"

Az gelişmiş ve geri kalmış ülkelerin en temel sorunu cinsiyet ayrımcılığı ve kadın sömürüsüdür,özellikle Türkiye'nin en güncel sorunudur kadına şiddet uygulamak ,töre ve namus cinayetlerine,ceza yasalarında ne kadar ağır yaptırımlar uygulanırsa uygulansın bu sorunu çözmek olası değildir.

Yasalarla alınacak önlemler ancak palyatif çözümler olarak kalır.Bu sorunun çözümü uzun erimlidir ve başta din algısındaki kadının yeri olmak üzere aile ve okul eğitimlerinde cinsiyete ve erkek egemen anlayışı engellemek sureti ile çözüme ilk adım atılmış olur.

Ülkedeki siyasal iktidarın kadın haklarına bakışı bu palyatif anlayışında çok gerisindedir, karma eğitimi genel ahlaka aykırı bulan,ve kadını sadece bir cinsel obje algısıyla ön plana çıkaran,çalışma hayatından soyutlayıp ev-aile ve çocuk bakıcısı rölü biçen ,giyimini kuşamını, konuşmasını hatta gülmesini bile bir toplum ahlakı sorunu haline getirip gündemde tutan bir siyasal yaklaşım ile bu toplumsal yaranın çözümü mümkün müdür?.

Sevgililer günü arifesindeyiz, kapitalizmin ,toplumların tüketim algısına maniplasyon yaparak körüklediği günlerden birine yaklaşıyoruz,anneler günü,kadınlar günü,sevgililer günü,babalar günü,çocuklar günü.

Yıl 365 gün ama bu tüketim çılgınlığına yetmiyor ya yılı 665 güne çıkartmalı ya da sadece 24 saate dayalı bu riya ve yapaylık kokan bu manipülatif sahtekarlığa son vermeliyiz.zira AŞK ve DEĞERBİLİRLİK sadece bir günlük değil bir ömür boyu olmalıdır.

Varlığımızın kaynağı kadınlarımıza sonsuz saygı ve sevgiler dileği ile aşağıdaki bir türlü sonlandıramadığım naçizane şiirimin dizelerini,onlara ithaf ediyorum.

...............

Bir eylül fırtınası gibi,

Ruhumun labirentlerinde dolanıyorsun

Eşim,

Dostum,

Arkadaşım,

Se,vazgeçemediğimsin........



Bu yazı 1342 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI