Bugun...



DİKKAT: ÇATIDAKİ YARASA'YA KULAK VERİN

‘Çatıdaki Yarasa’ oyununda bir cümle var: “Birçok insanın kafasında bu sesler var. Ama onlar bunu bilinç ya da özgür irade olarak adlandırırlar. Ama bazıları sürekli olarak bu sesleri dinlemekle ve yanıtlamakla meşgul olduklarından, onlar üzerindeki denetimlerini yitirirler. Sonra da çatlak olarak damgalanırlar.”

facebook-paylas
Güncelleme: 28-03-2020 21:52:43 Tarih: 24-03-2020 02:17

DİKKAT: ÇATIDAKİ YARASA'YA KULAK VERİN

Dicle Alkan, ülkemizde yetişen değerli sanatçılarımızdan biri olarak çıktı karşımıza. Mütevazi kişiliği ve renkli dünyası ile ne kadar saklansa da fark edilmemesi mümkün değil. Alkan dalyanews'ün sorularını yanıtladı.

- Tek kişilik performanslarınızdan çok etkilendik. Sahnede tek başına olan Dicle Alkan bünyesinde kaç kişiliği barındırıyor?

DA: Çok teşekkür ederim. Yani bu kişilik mevzusu biraz tinsel birşey. O sebeple sayıya indirgemekte zorlanıyorum. Beş mi bir mi bilmiyorum. Birbirlerinden ayrılar mı onu bilemiyorum çünkü. Hepsi çocuklarım gibi:)

- Hangi kişiliğinize daha çok yatırım yaptınız? Kazanmasını istediğiniz tarafınızı tanımak isteriz.

DA:  Ama iki ayrı alem arasında kişiliğimin gidip geldiğimi söyleyebilirm. Maddi alem ve manevi alem. Maddi alem fikirler üzerine kurulu ve oraya uyumlanmak için barındırdığım ayrı bir kimliğim var gibi hissettiğim oluyor bazen. Ama ikisinin harmanlandığı bir noktada ilerlemeye çalışıyorum bu yolculukta.

- Aydınlık tarafınızda dünya nasıl dönüyor?

DA:  Ooo karnaval.... Aydınlık taraftaysam eğer, müthiş bir farkındalıkla doluyorum. Daha geniş bir perspektiften bakıyorum herşeye, doğanın kendisiyle bütünleşmiş hissediyorum, ayrılık hissi kalkıyor ortadan ve bu beni çok merkezde hissettirip rahatlatıyor ve eğlendiriyor. Chaplin’ in bir sözü var: “Hayat dar alanda trajedi, geniş açıda komedidir.” Öyle bir şey yani.

- Karanlık tarafınızı anlatmak ister misiniz?

DA:  Hello darkness my old friend’.. Bir balık burcu olarak karanlık sulara gömülmeye meyilim var tabi.Ama yaşım ilerledikçe, oradan da korkmamaya başladım. Nasıl çıkacağım paniğine kapılmadan o hali yaşamaya çabalıyorum ve bu karanlık bana ne öğretiyor diye bakmaya çalışıyorum. Işığı tüketen şeyi bulup, dönüştürmeye uğraşıyorum.

- Çatıdaki Yarasan bahsedelim biraz... Bu yarasalar beyin kıvrımlarında nasıl dolaşıyor, etkileri nedir? Nasıl tepki veriyorsunuz?

DA:  Bazen beyin kıvrımlarında at koşturuyorlar tabi. Etkileri de fiziksel olarak baş ağrısına varabilecek kadar nesnelleşebiliyor... ‘Çatıdaki Yarasa’ oyununda bir cümle var: “Birçok insanın kafasında bu sesler var. Ama onlar bunu bilinç ya da özgür irade olarak adlandırırlar. Ama bazıları sürekli olarak bu sesleri dinlemekle ve yanıtlamakla meşgul olduklarından, onlar üzerindeki denetimlerini yitirirler. Sonra da çatlak olarak damgalanırlar.” İşte burada ‘tepki’ meselesi giriyor devreye. Onlarla özdeşleşmeyip, ‘tamam ne anlatıyorsun ya, hadi abicim devam et.’ diyebilmekle yarasalardan kurtulunabiliyor bence.

- Neden insan kadın ve erkek olarak ayrıştırıldı sizce? Cinsel uzuvlar mı etken bu ayrıştırmada yoksa sistemin 'böl yönet' mantığı ile dikta ettiği cinsiyete münhasır mantalite farklılıkları mı?

DA:  Yaradılış olarak ayrışmış durumdayız tabii ki en temelde. Ama doğada hiçbir eril hayvan, dişiden daha güçlü olduğu için, kendi türündeki dişiyi ikinci sınıf hayvan kategorisine almamış tabii ki. İnsanoğlundaki ayrımcılık,türümüzün ilk dönemlerinde oturmuş bir kavram ve çok köklere işlemiş maalesef.

- Bir aktivist olarak dünyadaki yaşam formlarına nasıl bakıyorsunuz?

DA: Aslında bir şeyin aktivisti olduğumu söyleyemem. Sadece birkaç yıl vejetaryendim ama şu anda değilim. Bir yandan doğaya ve doğaya ait olan her şeye büyük bir aşk, saygı ve merhamet besliyorum ama bir süredir de et tüketiyorum. O zaman tam bir aşk olmuyor mu bu? Bilemiyorum kafam çok karışık:)

- Teferruatlar içinde kaybolur musunuz? Hayatta ki asıl amacınız nedir?

DA:  Gerisi teferruat’ denip geçilen ‘teferruat’ larda çok şey gizli oluyor bazen, o sebeple oralarda kaybolmayı seviyorum arada bir. Hayattaki tek amacım huzurlu olmak.

-Eski projelerinizle ulaştığınız nokta ne oldu?

DA:  Oyunculuğu hobi olarak yine yap’ demeyen bir annem olduğu için çok şanslıydım sanırım. Çocukluğumdan beri tutkunu olduğum mesleğimde çok güzel işlerde yer alıp, çok güzel insanlarla çalıştım. 10 sene boyunca doğum günümü sahnede kutladım mesela, o kadar güzel bir duygu ki bu. Hedef olarak koyduğum bir nokta olmadığı için, bir şeye ulaştığımı da hissetmiyorum. Sadece yıllar boyu sahnedeydim ve bu en büyük hayalimdi çocukluğumdan beri. Dolayısıyla en temelde ulaştığım nokta hayallerim oldu ve bu çok kıymetli.

-Yeni projeleriniz var mı?

DA:   Şu anda Konyaaltı Belediye Tiyatrosu bünyesindeyim. Oradaki ekibimizle, güzel işler yapacağımıza inanıyorum. Ayrıca şu corona virüs dönemini atlatıp da tiyatro yapabildiğimiz günler geldiğinde de ‘Çatıdaki Yarasa’ oyununu Antalya’ daki sahnelerde oynamayı planlıyorum.

-İstanbul nasıldı? Neden Antalya'yı tercih ettiniz?

DA:   İstanbul, anlaşamadığın halde bir türlü ayrılamadığın sevgili gibi. Yaklaşık dört senedir Antalya’ ya yerleşme fikrim vardı ama o adımı atamıyordum bir türlü. Canım kuzenim Barış’ ı kaybettikten sonra, orada gerçekten artık yaşamak istemediğimi, şehrin ağırlığını ve keşmekeşini kaldıramadığımı farkettim. ‘Neyi erteliyorum ki? Hayat geçip gidiyor’ dedim ve geldim Antalya’ ya. Burası hem doğa içinde, hem de tiyatro yapabileceğim bir şehir olduğu için geldim en temelde. Mesleğimi yapamayacağım bir yerde şu an için pek de mutlu olurum gibi gelmiyor çünkü.

-İlgi alanlarınız?

DA:   Müzikle ilgiliyim çok. Dinlemekle ilgiliyim en temelde. Birkaç enstrüman çalıyorum, azcık şarkı söylüyorum. Jonglörlükle de ilgileniyorum, müthiş hissettiriyor oyuncaklarla oynamak. Bir de kendimle ilgileniyorum:)

-En sevdiğiniz sanat kolları ve sanatçılar?

Müziği mi tiyatroyu mu ilk sıraya koyacağımı bilemedim:) Mesleğim tiyatro olmasına rağmen, müziğe daha çok içim gidiyor. Nietzsche “Bütün sanat dalları, müziği kıskanır.” demiş, onun arkasına sığınıyorum:) Resimlere bakmayı da çok seviyorum. Sanatçıları yazmakta inanın ki çok zorlanıyorum. ‘En çok’ kavramıyla ilgili sıkıntım var sanırım:)

Dicle Alkan Kimdir?

1987 yılında Ankara’ da dünyaya geldi.. Lise eğitiminden sonra Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro üzerine eğitim aldı. On yıl boyunca ‘Tiyatrokare’ bünyesinde oyunculuk yaptı  ve çeşitli tiyatrolarda yer aldı. Kamera karşısına ise ilk kez Ayrılsak da Beraberiz isimli dizi ile geçti. 1999’da yayınlanmaya başlayan Ayrılsa da Beraberiz isimli dizi, evlendiklerinde birlikte aldıkları evi ayrılmalarına rağmen hala kullanan Teoman ve Berna’nın komik hikayesini anlatıyor. Dizinin başrollerinde ise Hakan Yılmaz, Ayşe Tolga, Necmi Yapıcı ve Belma Canciğer Müjde yer aldı.

2005’de ise Belalı Baldız isimli dizide konuk oyuncu olarak yer aldı. Dizi, ünlü olmanın eşiğinden dönen baldızı Arzu ile birlikte aile hayatına devam etmeye çalışan Faruk ‘un yaşadıklarını anlatıyor. Dizinin başrolerinde Berna Laçin, Kenan Işık ve Nurgül Yeşilçay yer aldı. 2006’da ise yayınlandığı dönemin sevilen gençlik dizisi Acemi Cadı’da yer aldı. Dizi, birbirlerinden çok farklı olan Selda ve Melda isimli halalarıya kalan Ayşegül isimli yeni yetme bir cadının yaşadıklarını anlatıyor. Dizinin başrollerinde ise Merve Boluğur, Çağkan Çulha, Nergis Kumbasar ve Şenay Gürler yer aldı.

Ardından Kavak Yelleri isimli dizide Elçin karakterini canlandırdı. Dizi, çocukluk arkadaşı olana Deniz, Efe ve Aslı ayrıca sonra aralarına katılan Mine’nin İzmir’den İstanbul’a uzanan maceralarını anlatıyor. Dizinin başrollerinde ise Pelin Karahan, Aslı Enver, İbrahim Kendirci ve Dağhan Külegeç yer aldı. Gençlik dizilerine tam gaz devam eden Dicle Alkan ardından Melekler Korusun isimli dizide Nuray karakterini canlandırdı. Dizi, tiyatro okumak için memleketinden İstanbul’a gelen İpek’in ve ailesinin yaşadıklarını anlatıyor. Dizinin başrollerinde ise Özge Özpirinçci, Selin Şekerci, Rojda Demirer, Hümeyra ve Alper Saldıran yer aldı.

Rol Aldığı Diziler ve Filmler :

2000-Ayrılsak da Beraberiz

2004-Ah Be İstanbul

2005-Belalı Baldız

2006- Acemi Cadı

2007-Kavak Yelleri

2008-Sardunya Sokağı

2009-Melekler Korusun

2011-Ay Tutulması

En son ‘Teessür’, ‘Ahududu’ ve ‘Leyla’ nın Evi’ ve ‘Çatıdaki Yarasa’ isimli tiyatro oyunlarında oynadı. Birçok tv dizisinde rol aldı. Aynı zamanda dublaj sanatçılığı yapmaktadır. Şu anda Konyaaltı Belediye Tiyatrosu bünyesinde çalışmaktadır.

 

dalyanews



HABER VİDEOSU





Bu haber 902 defa okunmuştur.


Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ART NEWS Haberleri

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI YUKARI