Bugun...



DEVLERİN AŞKI: ENVER PAŞA İLE NACİYE SULTAN

Aralarında dağlar, yollar, düşmanlar ve kurşunlar olsa da devlerin aşkı büyüktü: Enver Paşa ile Naciye Sultan

facebook-paylas
Güncelleme: 30-07-2020 15:28:45 Tarih: 11-02-2020 15:32

DEVLERİN AŞKI: ENVER PAŞA İLE NACİYE SULTAN

 

Enver Paşa ve Naciye Sultan’ın hayatları çoğunlukla vuslatın hasretiyle sürmüştü. İki aşık Enver Bey’in Türkistan dağlarında şehit olmasına kadar defalarca birbirinden ayrı düşmüştü
Naciye Sultan henüz küçük bir çocukken amcasının oğlu Abdürrahim Efendi ile nişanlandırılmıştı.

Naciye bu karardan hiçbir zaman memnun olmamıştı, ona göre Abdürrahim, amcasının oğluydu ve ona başka bir gözle bakamazdı.

Emir devletin en tepesinden, Sultan Abdülhamid’den gelmişti. Çaresiz artık bu nikah kıyılacaktı;

Hürriyetin ilk bayramı amcam Sultan Abdülhamid beni üç gün Yıldız’da alıkoydu. Bu üç günü ailemden uzak geçirmek bana bayram olmadı, üzüntü oldu. Annemle babamdan ayrı kalmaya alışık değildim.

Amcamın iki büyük kızı Zekiye ve Naime Sultanlar, Kadın Efendi de dahil olmak üzere bütün büyüklerim beni eğlendirmek ve oyalamak için ne yapacaklarını bilemiyorlardı.

Hatta amcam ufak bir tiyatro ve saz hazırlatarak benim iyi vakit geçirmemi temin etmeye çalıştı. Meğer benim bilmediğim ve sonradan öğrendiğim bir maksatları varmış...

Hürriyet senesi Sultan Hamid beni, oğlu Abdürrahim Efendi ile evlendirmek istedi. Çocuk denecek yaşta olduğum için o aralık bunu benden gizlediler.


Bu sırada Enver Paşa, Sultan Naciye ile henüz tanışmamıştı; fakat bilhassa ordu içinde namı yürümüş genç bir subaydı.

Annesi ve çevresi artık evlenme çağı geldiğini düşündükleri Enver Bey’i bu konuda ikna etmişlerdi.

Enver Bey saraya damat olmaya ilk defa teşebbüs ederek Sultan Abdülhamid’in kızı Şadiye Sultan’a talip oldu; fakat reddedildi.

Enver Bey bu kez şansını Sultan Abdülhamid’in diğer kızı Refia Sultan ile denedi. Yine reddedildi. 

Sonuç sükût-ı hayaldi. 
 
İttihatçı diğer subayların aksine Enver Bey namazını kılan, içki içmeyen, mütedeyyin, sözünün eri ve oldukça da gururlu bir subaydı.

Abdülhamid’in üst üste kendisini reddetmesi bütün memleketi sinesinde toplayan gönlünü ve gururunu oldukça kırmıştı. 

Sonrasında Enver Bey’e Naciye Sultan’dan bahsedildi. O sıralar Osmanlı Sarayından kız almayı aklından çıkartmaya karar vermiş Enver Bey, İttihat ve Terakki’nin ileri gelenlerinin de tavsiyesi ile Naciye Sultan’a talip oldu.

Naciye, Sultan Abdülhamid’in oğlu ile nişanlıydı; fakat Abdülhamid’in oğlu Abdürrahim Efendi de babası sabık Sultan ile beraber Selanik’e sürgün gönderilmişti. 

Naciye Sultan’ın babası Şehzade Selim Süleyman da bu nişanın bozulmasını arzu ediyordu. Bu doğrultuda Enver Bey ile birkaç yeni talip Naciye Sultan’a talip oldu.

Talip olanların hiçbiri Naciye Sultan’ı görmemişti ve fotoğrafı da gösterilmemişti.
 
Taliplerin içinden yeni damadı fotoğraflarına bakarak Naciye Sultan seçecekti. 

Fotoğraflar Naciye Sultan’a getirildiğinde o, makam mevki olarak kendisinden çok daha yukarılarda bulunan taliplerinin arasında cesareti ve şöhretinden başka bir sermayesi bulunmayan genç Binbaşı Enver Bey’i kendisine eş olarak seçmişti.

Naciye Sultan bu durumu şöyle anlatmıştı;

Günün birinde Enver Bey’in, beni Sultan Reşad’dan istemesi üzerine, annem odama geldi ve bana dedi ki: Kızım, artık sen büyüdün. Seni Abdürrahim Efendi’den başka birkaç kişi daha istiyor. Bunların arasında hürriyet kahramanı Enver Bey de var. İşte hepsinin isimleri ve resimleri. Bak, düşün ve karar ver!

Enver Bey endişelidir

Enver Bey hiç görmediği Naciye Sultan’ın evlilik teklifini kabul etmesinden büyük bir mutluluk duymuş; ama Naciye Sultan’ın gönlünün eski nişanlısında olmasından büyük endişe duymaktaydı;

Sıkılmadan söyleyiniz. Birbirimize nikahlandıktan sonra, sizi evvelce sevdiğiniz birinin istediğini ve onu küçüklüğünüzden beri tanıdığınızı söylediler.

Öğrenmek istediğim şey bu zat kim ise cidden sevdiniz mi, onunla teehhülü isterken sizi bendenizi kabule icbar mı ettiler? Ve hala onu seviyor musunuz?

İki sözle hissiyatınızı anlatın, bu kâfidir.

Sizi seviyorum; fakat emin olunuz o adamı seviyor da bendenize onu tercih ediyorsanız, her şeyi fedaya hazırım siz mesûd, bahtiyar olunuz da bu uğurda dediğim gibi ise de kıymetli olan sizi bile unutmaya razıyım.

Bana hakikati yazınız…

(Enver Paşa'nın Özel Mektupları - Arı İnan)

Enver Paşa uzun ve gergin bir bekleyişten sonra Naciye Sultan’ın eski nişanlısını hiç sevmediğini öğrendiğinde çocuksu bir mutluluğa gark olacaktı;

Ruhum! Oh! Mektubunuzu her okudukça yağmur gibi yaş döküyorum.

Sizin o güzel ruhunuzu sıktım, rica ederim, bu kusurumu af buyurunuz…

Mektubumda da yazdığım gibi sizi fevkalade sevdiğimden öyle bir küstahlıkta bulunarak olmadık şeyler sordum...

Enver Paşa yüzünü bile görmeden Naciye Sultan’a deli divane âşık olur

Enver Paşa, Naciye Sultan ile kendisinin katılamadığı bir nikah merasiminde evlenir.

Nikahında vekili Mahmud Şevket Paşa idi. Artık Naciye Sultan ve Enver Paşa resmen evli olmalarına rağmen aralarında büyük engeller vardı.

Bunlar Enver Paşa’nın görev gereği İstanbul dışında olması ve Naciye Sultan’ın annesi Tarzıter Hanım’dı.

Ona göre Enver, günün birinde bir serseri kurşunla ölüp gidecek bir hayalperestti ve kızının ikbali için onu Enver’den bir şekilde uzak tutmalıydı.
Üstelik Enver kızı için çok yaşlıydı. Nikahlandıklarında Enver 28, Naciye Sultan ise henüz 14 yaşındaydı.

Sonunda Enver Bey’in yollayacağı ilk mektupla iki aşık birbirlerini görmeden yıllarca vuslat hayali ve ilk görüşmenin korkusuyla yıllarca birbirlerinin hayali ile bekleyecekti;

Sultanım, Ruhum,

Uzun düşüncelerden sonra nihayet ilk mektubumu yazmaya başlıyorum.

Bu ilk sözlerimi zât-ı ismetpenâhîlerine tevcih ederken kalbim sebebini anlayamadığım bir takım hislerin tesiri altında titriyor.

Simâ-i pakınızı henüz görmek şerefine mazhâr olamadım…

Enver Bey ilk mektuplarında kendisini tanıtmakla işe başlar. Öncelikle henüz hiç tanışmamış olduğu karısına kendisi hakkındaki şaiyalar hakkında bir izahat vermek ihtiyacı hisseder;

Kim bilir şimdiye kadar bendenizi nasıl tasavvur ediyorsunuz. Herhalde her şeyi göze alarak, koca bir hükümeti devirmek için isyan eden bir asker, nazarınızda kim bilir size karşı da dürüst, hatır kıracak tarzda bulunacak birisi.

Fakat Ruhum, yek nazarda bendenize karşı burada tesadüf ettiklerimin dedikleri gibi siz de derhal ne kadar mûti, sizi ne kadar sevecek, her arzunuzu yerine getirmeyi bir vazife-i mukaddese bilen birisi olduğumu tasdik buyuracaksınız...

Ne olur bir dakikacık görmüş konuşmuş olsaydık. O vakit hiç bu uzun sözlere lüzum kalmayacaktı... 

Enver Bey’in büyük aşkı Naciye Sultan’ı şüpheye gark eder

Enver Paşa, Naciye Sultan’dan aldığı cevap mektuplarından sonra eşine karşı büyük bir aşka düşmüş ve bunu mektuplarında belirtmişti; fakat bu denli bir aşk Naciye Sultan’a inandırıcı gelmemiş ve durumu Enver Bey’e de bildirmişti.

Enver Bey cevaben yazdığı mektupta ise şu ifadeleri kullacaktı;

Sultanım, Ruhum, size yalan söylemedim. Evet, sizi seviyorum. Bunu yazığım sizi aldatmak için değil, belki hakikati bildirmek içindir.

İnşallah Cenâb-ı Hakk kısmet eder de bir arada bulunmaya ömrüm vefâ ederse, o zaman sözlerimin yalan olmadığını tasdik buyurursunuz Ruhum...

Ruhum, tekrar ediyorum. şimdi siz benim için dünyada en mukaddes bir vücutsunuz. Bunu böylece arz ederim. Vallahi korka korka yazıyorum. Acaba yine inanmayacak sözlerime gücenecek misiniz diye. 

…Mesela sizi sever gibi görünmek isteyişime kani bulunduğunuzu, bununla sizi sevmediğimi ima buyuruyorsunuz. Ruhum! Şimdiye kadar yalan söylemedim.

Binaenaleyh size karşı kalbimde bir şey hissetmesem sizi seviyorum demem. Çünkü bununla hem kendimi hem de sizi aldatmış olurum. Bu halde ise hiç bir şeyden bahsetmeyerek sadece malayani birkaç söz yazar geçerim.

Yalnız sizi sevip sevmediğimi ve sizin istirahatınızı ne yolda düşündüğümü inşallah bir arada yaşamaya başladığımız zaman bize gösterir.

Enver Bey eşinden bir mektup ister

Evliliklerinin üstünden yıllar geçmiş olmasına rağmen Enver Bey, eşi Naciye Sultan’ın yüzünü henüz görmüş değildi; ama kendisine karşı büyük bir aşk besliyordu.

Saray eşrafından birçok kişi ise büyük rahatsızlık duydukları Enver’i, Naciye’den ayırmak için harekete geçmişti.

Özellikle Enver Bey’in 1911 yılında Trablusgarp’a gitmesini fırsat bilen saraylılar beklemedikleri bir şey ile karşılaştılar; Naciye Sultan da yüzünü hiç görmediği sadece fotoğraflardan tanıdığı eşi Enver Bey’e gönlünü kaptırmıştı.
Artık ikisini ayırmak mümkün değildi; ancak çiftin birleşmelerini engellemek için ellerinden geleni artlarına koymayacaklardı.

Enver Bey yıllardır mektuplarıyla aşkını büyüttüğü Naciye Sultan’dan bir fotoğraf göndermesini talep edecek cesareti ancak yıllar içinde bulabilmişti; çünkü artık ölüm her an Enver Bey’in ensesindeydi.

En büyük korkusuysa Naciye Sultanı göremeden ölüp gitmekti;

Bu mektubuma da üç gün evvel çıkarılmış bir resmimi ilave ediyorum... Evvela hiç resim göndermemeye niyet ettimdi. Çünkü mukabele-i bi’l-misl lazım; nasıl siz benden saklanıyorsunuz, ben de öyle olacağım dedim...

Hem burada ordumuzda her çadırda bulunan, ekmek yapan vesaire için erkekleriyle beraber bulunan kadınlar hep açıktır. Muharebeye giderken erkeklerin arasında şarkı söylerler.

Pekâlâ, onlar böyle açık saçık aramız da dolaşırken, siz artık şerren ebediyen merbut olduğunuz bizden hala resminizi bile saklıyorsunuz...

Güzel olması lazım gelen gözlerinizden öper, hürmetle der-âgûş ederim Sultanım, Efendim.

Enver’iniz.

Enver Bey ilerleyen süreçte fotoğraf talebinde daha ısrarcı olacaktı;

Sultanım, bazen hissiyatım bana karşı bile isyan ediyor. Allah aşkına bizi neden bu kadar sıkıyorlar?

Ben 3 seneden beri sizin Enver’iniz değil miyim? O halde neden resminizi bile görmek bana haram ediliyor?

Öyle anlarım oluyor ki aninemizin bu manasız istibdadı karşısında isyan edeceğim geliyor.

Öyleme geliyor ki günün birinde daireye gelip kimseye sormadan hareme girerek sizi arayıp, bularak bütün manilere, şekillere rağmen işte Sultanım geldim diye karşınıza çıkacağım.

Evet, böyle düşünmek belki de deliliktir. Fakat canım sıkılınca işte böyle çılgınca fikirler zihnime hücum ediyor.

Peki, hiç olmazsa resminizi olsun göndermeye cesaret edemiyor musunuz?

Yok, sizin bu dereceye varan çekingenliğinizi görünce duraksıyor, ne diyeceğimi şaşırıyorum... 

Enver Paşa da sonunun babası kadar sevdiği Mahmud Şevket Paşa gibi olabileceğini bilmekteydi.

Ölüm cephede olmasa da bile bir sokak arasında gelip onu bulabilecek kadar yakınındaydı.

Madem öyleydi ona sevdiğinin yüzünü dahi göstermeyen kadere karşı ne suç işlemişti.

Enver Bey bu yükün altında kıvranıyordu; bunu Naciye Sultan’a şöyle yazacaktı;

Bana karanlıkta bir nur gösterdiler, işte bu senindir dediler. Ona hayran hayran bakarak, fakat onun ne olduğunu görmeyerek senelerce bekledim.

Her elimi uzattıkça 'yok bekle' diyorlar. Vakti varmış. Ben ilerledikçe o nur aynı uzaklıkta geri gidiyor.

Ben bu karanlıkta gözümü kamaştıran o nura baka baka yürürken, bir uçuruma yuvarlanıp gidersem, dünya yüzünden kalkarsam zannımca hala beni o nurun membaını görmekten menedecekler.

Belki de o nurun membaı olan sizi görmeyerek böyle ortadan kalktığımdan dolayı sevinenler olacaktır.

Daha açık söyleyeyim ruhum! Öyleme geliyor ki, beni Mahmud Şevket Paşa gibi günün birinde öldürülmeye mahkûm zanneden aninemiz, siz Sultanımı mümkün mertebe benden uzak bulundurmayı akıllarınca daha muvafık buluyorlar zannediyorum.

Belki de ne olur ne olmaz günün birinde dünya yüzünden kalkarsam siz herhalde bendenizle gözle olsun temasa gelmediğiniz için benim gibi böyle iyi kötü herkesin nazarı üzerine dikilmemiş bir zevc bulursunuz diye düşünüyorlar sanıyorum.

Ve memnuiyetler böyle lüzumsuz yere birbirini velyettikçe bende hâsıl olmaya başlayan bu fikirler gittikçe kuvvet bulacak ve siz de buna karşı böyle bilâ-kayd itaatle sustukça bilmem sonu ne olacaktır.

…Bazen öyleme geliyor ki başımı alıp bütün dünyadan her şeyden uzağa gideyim. Hiç kimseyi düşünmeyeyim sizi de unutayım.

Şu anda intihar etmek esasen fikrimce korkaklık sayılmasaydı, beynime bir kurşun sıkar ebedi hayata kavuşurdum. Böylece sizi demir pençeleriyle ayrı tutanlar böylece de nâil-i merâm olurlardı.

Enver Bey’in tüm kavuşma ümitlerini yitirdiği bir zamanda, Naciye Sultan’dan bir mektup geldi.

Mektupta fotoğraf yoktu; ama zaten oldukça hisli bir adam olan Enver’in yüreğini yerinden söküp atacak başka bir şey vardı.

Naciye Sultan saçlarından bir bukleyi keserek Enver Bey’e göndererek biraz daha sabretmesini istemişti;

İki gözüm, ruhum, sevgili Sultanım,

14 Haziran tarihli inayet-namenizi şimdi aldım. Büyük bir hırsla zarfı açıp, kâğıdı açtım.

Arasından bütün ümit, intizarın fevkinde, görünüşe bile kalbinizin rakîk, güzel, saf tercümanı olan saç demeti düşünce kalbim çarpmaya başladı…

Parmaklarım arasında sıktığım saçları dudaklarıma götürdüm. Ah bilseniz bu lütfunuzla bana neler bahş buyurdunuz…

Biliyor musunuz saçınızı nereye sakladım? Kolumda taşımakta olduğum ayet-i kerime yazılı gümüş mahfazaya koydum.

Artık bunun ile hakiki, daimi refakat meleğim oldunuz.

Damarlarımda kanın her devrinde o gümüş levhayı hissettikçe güzel, sevimli saçınız hatırıma gelecek, böylece ebedi hatıra olarak kalacaktır…

Enver Bey sonunda sevdiğinin fotoğrafına da kavuşur

Enver Paşa kısa bir süre sonra eşinin fotoğrafına kavuştu. Fotoğrafı aldıktan sonra Enver Bey’in aşkı katlanarak arttı.

Artık Naciye’nin aşkı, memleket sevdasına denk olmuştu. Durum Enver Bey için katlanılamayacak bir hal almıştı;

Ruhum, şimdi ne yalan söyleyeyim resminizi almakla daha ziyade fenalaştım.

Evvelce tahayyülatım bir esasa istinad etmediği için sizi özlüyor, fakat şimdiki kadar büyük bir şiddet-i iştiyak duymuyordum.

Fakat resminizi aldığımdan beri her fırsatta bazen odamda başkası varken bile masamın gözünü açıp bakmaktan kendimi alamıyor, sizi gördükçe türlü türlü hisler altında eziliyorum.

Bilmem böylece ne olacağım...

Enver Bey için artık en büyük korku bellidir;

Allah yegâne emelim olan güzel gözlerinizi görmeden ebediyen gözlerimi kapayacağından korkuyorum. 


Büyük kavuşma

Enver Bey 1913 yılının ekim ayında rahatsızlandı. Apandisit ameliyatı olmak için İstanbul’a geldi.

Tehlikeli bir ameliyat oldu. Bu ameliyat sonrası hasta Enver Bey’in tek bir arzusu vardı:

O da eşi Naciye Sultan’ı görmekti. Böylesi bir talep en katı yürekleri bile eritmişti ve Naciye Sultan ile Enver Bey’in görüşmesine izin verildi.
Haber Enver Bey’e ulaştırıldığında bir gece öncesinde Naciye Sultan’a şunları yazacaktı; 

Yarın teşrifinizde her şeyi unutmuş bulunacağım. Fakat bu geceyi ve yarını akşama kadar nasıl geçireceğim.

Bayram sabahını bekleyen çocuk gibi hemen erken yatmak ve ta vakt-i muvasalatınıza kadar uyumak istiyorum...

Bilmem acaba yarın size bütün hissiyat-ı minnetdârânemi anlatmaya muktedir olacak mıyım?

Yarın cesaretsizlikten öpemeyeceğim güzel gözlerini öper, bütün muhabbetimle kucaklarım ruhum.

Enver


Sonunda Naciye Sultan hasta eşinin bulunduğu eve varmıştı.

Yakup Cemil, Kuşçubaşı Eşref ve Süleyman Askeri gibi fedailer yoluna baş koydukları Enver Bey’in başından ayrılmıyordu. 

Naciye Sultan vardığında heyecan herkesi sarmıştı.

Kısa bir buluşma olmuş; çok az lakırdı edilmiş, daha çok gözler konuşmuştu.

Bu görüşme aşklarını daha da büyütmüştü.
 
İki aşık Enver Bey’in Türkistan dağlarında şehit olmasına kadar defalarca birbirinden ayrı düşmüştü.

Hayatları çoğunlukla vuslatın hasretiyle sürmüştü. Enver Paşa’nın Naciye Sultan’dan son isteği ise ölümü halinde kardeşi Kamil Bey ile evlenmesiydi ki Naciye Sultan bunu da kabul edecekti.

 Independentturkish




Bu haber 172 defa okunmuştur.


Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TURKISH NEWS Haberleri

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI YUKARI